BİLGİYURDU GENÇLİK EĞİTİM VE KÜLTÜR DERNEĞİ
        ANASAYFA
        HAKKIMIZDA
        YAYINLARIMIZ
        ÖĞRENCİ KÖŞESİ
        HABERLER
        DUYURULAR
        ETKİNLİKLERİMİZ
        ANKET
        ZİYARETÇİ DEFTERİ
        FOTO GALERİ
        İLETİŞİM
DİYALEKTİK DEĞİŞME NEDİR?
4 Aralık 2013 Çarşamba
Diyalektiğin kanunları vardır. Birincisi, “diyalektik
değişme”dir. Bu kanunu anlamak için diyalektik hareket
nedir, oluş, süreç ve otodinamizm nedir, bu soruların yanıtını
vermemiz gerekiyor1.
Diyalektik Hareket
Biz insanlar bir evrende yaşıyoruz. Bakıyoruz, bu
evrende her şey hareket halinde: Uzak galaksiler, Güneşimiz,
yıldızlar, gece ve gündüz, dünyamız, mevsimler, canlı
ve cansızlar, insanlar, doğup büyüyenler ve ölenler… Her
şey, ama her şey değişim halinde… Bu bir gözlem… Biz
bu gözlemden bir sonuca, bir genel yasaya yükselebiliriz.
Yalnız biz mi, diyalektikçi de bunu yapar, hatta yapmış;
yapınca da, diyalektiğin ilk kanununa ulaşmış: “Hiçbir şey
olduğu yerde kalmaz, hiçbir şey olduğu gibi kalmaz”.
Diyalektik görüş ve yöntem budur. Realiteye diyalektik
görüş açısından bakmak demek, olgulara hareket ve
değişme açısından bakmak demektir. Olguları diyalektiğe
göre incelemek de, onları hareketleri içinde, değişmeleri
içinde incelemektir.
Bir elma olsun elimizde, aklımıza şu soru gelmez
mi: Bu elma nedir? Sorunun yanıtını başlıca iki görüş açısından
birinden bakarak, diğer bir deyişle iki yöntemden
birini kullanarak verebiliriz: Birincisi metafizik görüş açısı
(metafizik yöntem), diğeri diyalektik görüş açısı (diyalektik
yöntem)…
-Birinci durumda elmayı önce kendi başına betimleyeceğiz:
Biçimini, ağırlığını söyleyeceğiz, özelliklerini
sıralayacak, renginden, tadından, … söz edeceğiz. Daha
sonra onu başka bir nesne ile, örneğin armutla karşılaştıracak,
aralarındaki benzerlikleri ve farkları belirleyip sayacağız.
Nihayet bir sonuca varacağız ki o da esas itibariyle
şudur: Elma elmadır! Diyebiliriz ki geleneksel olarak olgular,
nesneler hep böyle incelenmiş, hep böyle anlaşılmaya
çalışılmıştır.
-İkinci yöntemde, yani diyalektik açıdan ise, “hareket”
görüş açısına yerleşiyoruz; Burada “hareket” derken,
yuvarlanıp yer değiştiren elmanın hareketini değil, fakat
onun, bütün varoluşu boyunca yaşadığı evrimsel hareketi
kast ediyoruz. Böyle olunca da olgunlaşmış elmanın her
zaman bu durumda olmadığını belirlemekle işe başlarız:
Daha önce elma hamdı; çiçek olmadan önce, bir tomurcuktu.
Böylece geriye, elma ağacının ilkbahardaki durumuna
kadar gidebiliriz. Demek ki elma, her zaman bu gördüğüm
elma değildi. Onun bir tarihi, bir geçmişi vardır. Dahası,
şimdi olduğu gibi de kalmayacaktır. Eğer dalından düşerse
çürüyecek, ögelerine ayrışacak, çekirdeklerini toprağa bırakacaktır.
Her şey yolunda giderse, bu çekirdeklerden bir
filiz, sonra da bir fidan, bir ağaç ortaya çıkacaktır. Demek
ki bu elma hep şimdi olduğu gibi değildi ve bundan sonra
da şimdi olduğu gibi kalmayacaktır.
Olguları, nesneleri “hareket görüş açısından incelemek”
denilen şey, işte budur. Başka bir deyişle, geçmiş
ve gelecek görüş açısından incelemek demektir bu. Böyle
inceleyince de şu anda karşımızda duran elma bir geçişten
ibarettir diyebiliriz; “önce olduğu” ile yani geçmiş ile,
“ilerde olacağı” yani gelecek arasındaki bir geçişten…
Toplum Örneği
Öğrendiklerimizi pekiştirelim mi? Öyleyse konuyu
başka bir örnek üzerinde yeniden ele alalım. Örneğimiz bu
kez “toplum” örneği olsun.
Yine iki metodu uygulayalım:
-Metafizik görüş açısından, insan toplumunda, örneğin
zenginlerin ve fakirlerin her zaman var olduğu söylenecektir:
Geçmişte olduğu gibi bugün de vardır, gelecekte
de olmaya devam edecektir! Büyük bankaların, dev fabrikaların,
patronların, işçilerin olduğu ifade edilecektir.
Kapitalist toplum ayrıntılarıyla anlatılacaktır. Bu toplum,
ilkel toplum, derebeylik gibi tarihî toplumlarla karşılaştırılacak,
benzerlikler ve farklar ortaya konacaktır. En sonra
bize şöyle denecektir: Kapitalist toplum bugün ne ise odur.
-Diyalektik görüş açısı ise, kapitalist toplumun hep
bugün olduğu gibi, bugün bize göründüğü gibi olmadığını
öğretecektir bize. Ve şunları da ekleyecektir açıklamasına:
Geçmişte diğer bütün toplum sistemleri belli bir zaman
aralığında geçerli olmuştur. Öyleyse, bütün sistemler,
rejimler gibi kapitalist toplum da nihaî değildir, sonsuz
değildir. Dokunulmaz temelleri yoktur. Tersine, bizim için
geçici olan bir gerçekliktir: O ancak geçmişle gelecek arasında
bir geçişten ibarettir.
Oluş
Diyalektik görüşü savunanların bir iddiası da “kesin,
nihaî, mutlak, kutsal hiçbir şeyin olmadığı”dır. Onlara
göre her şey kırılgandır, dayanıksızdır, her şey gelip geçicidir.
“Çünkü”, derler “evrende kesintisiz bir oluşum sürecinden
başka hiçbir şey yoktur; dayanıksız olan, varlığını
sürdüremez, yok olur. Bugün çocuk olan, yarın ihtiyardır;
bugün canlı olan, yarın ölüdür. ” Bunun anlamı şudur:
Her şeyin bir geçmişi ve bir geleceği olduğu için, hiçbir
şey bir defada tamamlanıp bitmiş değildir. Herhangi bir
şeyin bugünkü hali, onun kesin ve nihaî hali değildir. Hiç-
5
Gençlik Dergisi
bir şey hareketten, değişimden ve tarihin dönüşümlerinden
korunmuş değildir.
Bir “oluş” vardır ve ondan başka hiçbir şey sonsuz
değildir, ölümsüz değildir. Peki, bu “oluş” dediğimiz şey
nedir? Yine elma örneği ile açıklayalım: Elmanın tarihinde
birbiri ardınca gelen, biri diğerinin içinden çıkan aşamalar
vardır. İşte bu aşamalar zinciridir “oluş” dediğimiz şey.
Kalem örneğinde ise, ard arda gelen aşamalar birbirinin
içinden çıkmaz, yan yana dizilir. Öyleyse “oluş” ancak doğal
süreçler için söz konusudur.
Heraklit’e göre varlık hiçbir şey değildir, oluş her
şeydir. Evren yaratmayla yok olmanın birbirini kovaladığı
ve sonsuza kadar da kovalayacağı bir alandır. Her şey tam
bir oluş içinde akıp gider. Aynı ırmakta iki kere yıkanılmaz.
Süreç ve Otodinamizm
Ham elma neden olgun hale gelir?
Elma olacak çiçeği, sonra da olgunlaşacak ham elmayı
göz önüne getirelim. Şunu görürüz: Elmayı evrimi
içinde ileri doğru iten bir süreç, birbirine bağlı zincirleme
değişimler vardır. Bunlar otodinamizm denilen kuvvetlerin
nüfuzu altında hareket ederler. Otodinamizm çok basit
bir tanımla, “varlığın kendisinden gelen güçtür, kuvvet”tir.
Doğa bu güçle canlanır, çiçek bu güçle açar, meyve bu
güçle oluşur, insan bu güçle doğar.
Bir ağacın dalında yaprak çıkar, oluşur, olgunlaşır. En
sonra sararır, kurur ve düşer. Bu diyalektik bir değişmedir,
otodinamizmin eseridir. Ancak şu da var ki o yaprağı bir
insan, bir rüzgâr da dalından koparabilir, bu da bir değişmedir.
Ancak bu diyalektik değil, mekanik bir değişmedir;
çünkü otodinamizmin eseri değildir.
Kalem örneğine dönelim: Kalem önce tahta idi. Kalem
olması için insanın müdahalesi gerekiyordu. Açıktır
ki tahta, kalem haline asla kendi kendine dönüşemez. Ve
olup duran da hep budur. Başka bir deyişle bu örnekte, iç
kuvvetler yani otodinamizm yoktur, süreç yoktur. Öyleyse
diyalektik dediğimiz zaman sadece “hareket” demiş olmuyoruz,
aynı zamanda “otodinamizm” de demiş oluyoruz.
Başka bir deyişle her hareket diyalektik bir hareket değildir.
Diyalektik hareket kesinlikle otodinamizm gerektirir.
Öyleyse bir olguyu diyalektik yöntemle incelerken,
şu işlemlerin yapılması gerekmektedir:
-Olgunun, “otodinamik” değişmelerinin neler olduğunun
gözlemlenmesi ve ifade edilmesi,
- Bu otodinamiğin nereden kaynaklandığının araştırılması.
‘***’
Özetlersek, realiteye diyalektik görüş açısından anlamak,
olgulara hareket ve değişme açısından bakmayı
gerektiriyor. Bu usul metafizik görüş açısından farklı bir
yöntemdir ki ona “diyalektik yöntem” diyoruz. Diyalektik
yöntemde olgu, evrimsel hareketi gözlemlenerek anlaşılmaya
çalışılır.
Evrende hiçbir şey hareketten ve değişimden korunmuş
değildir. Her şey bir oluş süreci içinde akıp gider.
Varlığın kendi içinden gelen bir kuvvet, otodinamizm,
onu kesintisiz bir değişim süreci içinde tutar. Buna göre
diyalektik yöntem, otodinamik hareketlerin gözlemini ve
izahını gerekli kılar.
(Kaynaklar)
1) Makaleyi kaleme alırken, G. Politzer’in ünlü Felsefenin
Başlangıç ilkeleri (Sol Yayınları, Ank., 1966) kitabından
geniş ölçüde faydalandım. Diğer kaynaklarım ise Afşar
Timuçin’in Felsefe Sözlüğü ( İnsancıl Yayınları, 2.B., İst.,
1998) ile Orhan Hançerlioğlu’nun Felsefe Sözlüğü (Varlık
Yayınevi, İst., 1967) oldu.
Diğer Haberler (Son 5)
60. Sayı Dergimiz Yayınlandı
59. Sayı Dergimiz Yayınlandı
58. Sayı Dergimiz Yayınlandı
57. Sayı Dergimiz Yayınlandı
56. Sayı Dergimiz Yayınlandı
     
 
 
     
 

  • Dernek Üyelik Formu
  • Dergi Abonelik Formu
  • Dernek Bağış Formu
  • Sizce Türkiye'nin en Büyük Problemi Nedir ?
    Eğitim
    Sağlık
    Kültür
    Anasayfa  |  Haberler  |  Duyurular  |  Faaliyetlerimiz  |  Anketler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Fotoğraf Galerisi  |  İletişim
    © 2009 www.bilgiyurdu.org.tr, Tüm hakları saklıdır.
    Tasarım : www.onrweb.net